Diyetisyenler: “Hak ettiğimiz değeri görmüyoruz”

diyetisyen, beslenme uzmanı, beslenme ve diyet uzmanı, beslenme ve diyetetik, gerçek diyetisyenler sitesi

Başta obezite ve kiloya bağlı hastalıkların artması olmak üzere kent yaşamı alışkanlıklarının etkileriyle birlikte diyetisyenlere ihtiyaç gün geçtikçe artsa da iş olanakları o oranda artmıyor.

Kamu kurumlarına atanma oranları çok az olan diyetisyenlerin özel sektörde iş bulması da giderek zorlaşıyor. Pandemi döneminde çok sayıda işyerinin kapanması, alandaki istihdam olanaklarını iyice kısıtlamış görünüyor. Bu dönemde çevirimiçi çalışmaya yönelen diyetisyenler de var ama gelirler doyurucu düzeyde değil.

Öte yandan Beslenme ve Diyetetik Bölümü öğrencileri de geleceğe çok umutlu gözlerle bakmıyor. Türkiye’de lisans düzeyinde 144 ayrı Beslenme ve Diyetetik Bölümü var ve bu bölümler sadece geçen yıl 4.721 öğrenci kabul etti.

Diyetisyenler, KPSS’den %90’nın üzerinde puan alması gerekiyor

Diyetisyenlerin kamu kurumlarında çalışmak için Kamu Personel Seçme Sınavı’nda (KPSS) %90’nın üzerinde puan alması gerekiyor. Sağlık Bakanlığı’nın en son yaptığı atamada en düşük puan %90,834 oldu. Ataması yapılmayan çok sayıda diyetisyen içinde olanağı olanlar kendi işyerini açıyor. Büyük bir çoğunluk ise ya çok düşük ücretlerle çalışmaya razı olmak ya da meslekleri dışındaki işlerde çalışmak zorunda kalıyor.

Sosyal medyanın yaygınlaşması ve pandemi dönemi koşulları nedeniyle çevirimiçi diyetisyenlik de artmış durumda. Kimi diyetisyenler bunu çok uygun bulmasa da başka bir yol da görünmüyor.

Diyetisyenlere ve bölüm öğrencilerine sorunlarını ve taleplerini sorduk. Ortak şikayet hak ettikleri değeri görmemeleri ve “diyetisyencilik oynayan” insanlar oldu. Ortak talep ise istihdam.

Hak ettiğimiz değeri görmüyoruz

Diyetisyen Cevahir Özgül Karaduman (Pandemi nedeniyle işsiz kaldı. Çevirimiçi danışmanlık yapıyor): Hak ettiğimiz değeri görmediğimize inanıyorum. Diyetisyen olmak için 4 yıllık lisans eğitimi almak gerektiğinin farkında değil insanlar. Besinlerin kalori değerlerini öğrenerek 20-30 kg veren kişiler kendini diyetisyen sanıyor. 180 saat eğitim ile beslenme koçluğu sertifikası veren ilan bile gördüm.

Atanması yapılmayan diyetisyenler genelde özel kurumlarda çalışmaya başlıyor. Özelde ise bir diyetisyen birden fazla kişinin işini yapmak zorunda kalıyor, asgari ücretle çalıştırılıyorlar.

Diyetisyen Yasin Uzun (Fatsa’da bir fabrikada diyetisyen olarak çalışıyor): Bana göre diyetisyenlerin mesleki olarak en büyük sorunu etik kurallar çerçevesinde mesleklerini yapabilecekleri uygun ortamı bulmakta zorluk çekmeleri, ayrıca kendilerini geliştirebilme imkanlarının azlığı. Bu mesleğe yeni başlayan bir diyetisyen olarak da tecrübeli diyetisyenlerden beklentim genç diyetisyenlere yol gösterici olmaları. Ataması yapılmayan diyetisyenlerin çoğunluğu özel sektörde kendine nasıl bir yer bulabilirim diye düşünürken ilk tecrübe olarak mutfakları, özel klinikleri, online diyeti, hastaneleri tercih ediyorlar. İş aramanın bıkkınlığı ve girdiği yerlerde mutlu hissedememenin verdiği bunalmışlıkla farklı meslek gruplarına yöneliyorlar. Yakın çevremde de böyle kişilerle sohbetlerimiz sık sık oluyor. Bu meslekte tutunabilmek gerçekten de zor bir hal alıyor.

Diyetisyen Eda Korkmaz (çalışmıyor): Devlet atama puanları son derece yüksek ve atama sorunlu bir süreç, alım ise az. Mesleğimize gereken önemin verilmediğini ve biraz daha arka planda kaldığımızı belirtmek istiyorum. Önem verilmediği ve atama yapılmadığı için gençlerin çalışma azimleri kalmıyor ve okuduğumuz yıllarca emek verdiğimiz mesleğimizle tek başımıza kalıyoruz. Geçim derdi ve ekonomik koşullar da büyük sorun tabii ki. Atanmayan diyetisyenler ya özel sektörü tercih ediyorlar ya da sosyal medya üzerinden danışan arıyorlar.

Diyetisyen Ayşe Çelik (çalışmıyor): Diyetisyen kesinlikle hak ettiği değeri göremiyor. Halk arasında daha çok sadece zayıflama üstünde çalışıldığı düşünülüyor. Oysa ki biz sağlıklı yaşamın tüm evresinde varız. Bugün AB ülkelerinde 100.000 kişiye 16-25 diyetisyen düşerken ne yazık ki ülkemizde 100 bin kişiye 5 diyetisyen düşüyor. Bu kadar çok ihtiyaç varken maalesef bizim atama oranlarımız çok düşük.

Ataması yapılmayan diyetisyenler eğer açabiliyorlarsa kendi özel kliniklerinde danışan kabul ediyorlar ya da özel sektörlere yöneliyorlar. Özel sektörler çalışma koşulları ve maddi açıdan beklentileri karşılamıyor. Çoğu diyetisyen çalıştığı yerde kendi mesleğini bile icra edemiyor.

Özellikle pandemiyle birlikte online diyet programları arttı. Bu doğru mu ve sürdürülebilir mi sizce?

Diyetisyen Cevahir Özgül Karaduman: Online diyet programı günümüz şartlarında uygun çünkü insanlar vakit bulamıyor ve motive edici bir güce ihtiyaç duyuyorlar. Doğru yönlendirme ve bilinçli eğitim ile sağlıklı beslenmeyi öğrenen bireyler yaşam kalitesini artırıyor. Online diyette ben kilo kontrolü üzerinde çalışıyorum ve bazı hastalıklar konusunda besleme eğitimi veriyorum. Birçok sağlık sorununun olduğu durumlarda yüz yüze beslenme danışmanlığı daha önemli. Online diyet sürdürülebilir tabii ki hatta danışmanlarımdan aldığım geri dönüşler bunu destekliyor. Zaten sürdürülebilir bir diyet değilse hiçbir danışmanıma önermiyorum. Yaşamınız boyunda uygulayabileceğiniz, sizi rahatsız hissettirmeyen, aç bırakmayan diyetler sizin için en uygunudur.

Diyetisyen Yasin Uzun: Online diyet programları meslekte tutunmanın bir yolu olarak görülüyor. Uzmanlaşmanın değil de popülerleşmenin ve insanlara daha kısa yoldan ulaşmanın yolu oluyor daha çok. Diyetisyenler arasında farklı görüşler olmakla birlikte bana göre online diyet bu dönemde olan zorunluluk haricinde yetersiz kalıyor ve danışan ile diyetisyen arasında tam bir iletişim oluşturulamıyor. Bu dönemde zorunluluktan yapılıyor olabilir ama bunun kalıcı olacağını da düşünmüyorum.

Diyetisyen Eda Korkmaz: Pandemiyle birlikte çok fazla online diyet programları olmaya başladı ama zaman içinde insanların tekrar yüz yüze iletişime geçeceklerini düşünüyorum.

Diyetisyen Ayşe Çelik: Ben online diyeti belli koşullar çerçevesinde öneriyorum. Online diyet işten, çocuklardan ya da ev yaşantısından kendine vakit ayıramayan kişilerin yaşamını kolaylaştıracak bir diyet hizmeti. Diyetisyene ulaşma imkanı olmayanlara ya da yurt dışında beslenme alışkanlıklarına uygun diyet listeleri elde edemeyenlere uygun diyetlere ulaşabilme olanağı da sağlıyor. Belli sebeplerle diyetisyenle yüz yüze görüşme yapamayan danışanlara öneriyorum.

Diyetisyenlerin durumu böyleyken bölüm öğrencilerinin de geleceği umutla bakması zorlaşıyor. Neden bu bölümü tercih ettiniz?

  • Hüsna Küçükaslan (Gazi Üniversitesi Beslenme ve Diyetetik, 4. Sınıf): Bölümü tercih etme sebebim, düşününce ben bu işi yaparım demiş olmamdı ve gerçekten severek, isteyerek okudum.
  • Aykut Bezik (Kırklareli Üniversitesi Beslenme ve Diyetetik, 4. Sınıf): Öncelikle güzel bir meslek olduğunu düşünüyorum. İnsanlara faydalı olabileceğim duygusu da var.
  • Büşra Tükel (Gazi Üniversitesi Beslenme ve Diyetetik, 4. Sınıf): Çalışma şartları ve mesleki statüsünü göz önünde bulundurarak bölümü seçtim.

İş bulma konusunda endişe duyuyoruz

Hüsna Küçükaslan: İş bulma konusunda ciddi endişelerim var. Çünkü her geçen yıl mezun sayısı katlanarak artıyor ve bölümümüze yeterli önem gösterilmeyip ataması çok az yapılıyor. Aslında bir ara diyetisyenleri aile hekimliklerine ataması projesi gibi bir ihtimal vardı, gerçekleşmesi bizim açımızdan çok iyi olurdu fakat daha sonra konunun üzerine gidilmediğinden sanırım bu konuda herhangi bir gelişme olmadı. Devlete atama dışında özel sektörde çalışmak bizim açımızdan gerçekten sıkıntılı bir durum. Neredeyse bütün kurumlar deneyim istiyor ama verilen ücret maalesef ki başlangıçta asgari ücret oluyor ve buna rağmen özel sektörde iş bulmak artan mezun sayısından ötürü çok zor.

Aykut Bezik: İş bulma konusunda her üniversite öğrencisi gibi benim de tereddütlerim var ancak mesleğimi sevdiğim için bunları ikinci plâna attım.

Büşra Tükel: İş bulma konusunda çok büyük endişelerim var ve iş bulma ihtimalimin çok düşük olduğunu düşünüyorum. Her ne kadar iyi bir okulda da okusam kendimi de geliştirsem iş alanı çok sınırlı.

Diyetetik öğrencilerinin talepleri var: “Baraj puanı getirilmeli”

Hüsna Küçükaslan: Şartlarımız çok zorken üstüne bir de sosyal medyada diyetisyencilik oynayan insanlarla başa çıkmaya çalışıyoruz. En azından bunun önüne geçilmesini istiyorum.

Aykut Bezik: Mesleğin gerektiği saygınlığı kazanmasını ve hak ettiği değeri görerek inananlara daha çok faydalı olmasını dilerim.

Büşra Tükel: Sosyal medyada diyetisyencilik oynayan spor hocalarının veya kendisi zayıfladığı için insanlarla diyetisyencilik oynayanların önüne geçilmesini istiyoruz. Bir de üniversite sınavında bir puan barajının getirilmesi gerekiyor. Her para veren bu bölümü okumamalı.

Gazete Rüzgarlı · Muhabir Berivan Kutlu - 7 Eylül 2020, gazeteruzgarli.com/diyetisyenler-hem-dertli-hem-sikayetci-is-cok-az-diyetisyencilik-oynayanlar-var-hak-ettigimiz-degeri-gormuyoruz/

GDS

Gerçek Diyetisyenler Sitesi; sağlık bilimleri, beslenme ve diyetetik alanlarına yönelik bilgi paylaşımının yapıldığı, kâr amacı gütmeyen bir internet platformudur.

Önerilen makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*

code